Anasayfa Blog Bekleyiş

Bekleyiş

0 353

I

Bej rengi bir duvarın üstüne ince çekilmiş mavi bir şerit ve pembemsi bir zemin. Bir kadın vardır duvarda, kimsenin çıtı çıkmazken bile sessiz olun diye bakar gözlerimizin içine. İnce ve uzun koridorlar her zaman diğer ince ve uzun bir koridora bağlanır. Koridor boyunca karşılıklı sandalyeler ve bu sandalyeler üzerinde çaresizce bekleyen insanlar vardır. Koridorlar kendine has bir koku içerir. Genellikle sevilmeyen bir koku olsa da bazı koridorlarda algılarımız bizi yanıltır. Yeni doğacak bebeğini bekleyen baba bu kokudan o an rahatsız olmazken, aynı koridora acil hastasını getiren bir baba için ise aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Koridorlar hızlı bir hareket akışına sahiptir, burada yavaş olan bir şey varsa o da çoğu zaman saatlerdir.  

Koridorların merdivenlerinden yukarı doğru çıkıldıkça gürültü ve hareket akışı yavaşlar. Bundan dolayıdır ki ameliyathane için üst kat tercih edilmiştir. Bu koridorda hastaların hareketli ayaklarının yerini sedyenin tekerlekleri alır. Beyazlar içinde yatan hasta tedirgin gözlerle uğurlanır. Hasta uyutulurken sanki hasta yakınlarının da elleri bağlanıp beklemeye mahkum edilir.

Koridorda sessiz ve meraklı bekleyişler vardır. Hasta yakınları bir haber bekler, doktorlardan iyi bir haber. Kapılar her açıldığında koridorun pembe zeminini seyreden yüzler kapıya döner, oysa başka doktor başka hemşire veyahut başka bir hastadır çıkan.  Beklenen beklendiği kadar kolay gelmez, bazen saatlerce iki güzel kelimeye hasret kalınır. Bir sonraki açılan kapı bize güzel haber getirecek diye umut devam eder. Her kapı açılmasıyla kapıdan beklenip de gelmeyen o haber acılara tuz biber olur.

Haberi alan diğer yakınlar hastaneye gelir, hasta yakınlarına destek olmak istenir. Hastane kapısına tanıdıktır bu yüzler, kapıdan girdikten sonra danışmadan hastanın bulunduğu yer öğrenilir ve ardından hasta yakınlarının yanına varılıp destek olmak istenir. Böyle zamanlarda kelimelerin gücü hasta yakınlarını kendine getirecek kadar kuvvetli değildir, yalnızca istenilen kişiden istenilen şeyleri duymak isterler. Aslında hasta yakınları da kısmi bitkisel hayattadır. Acıkmaz ve susamazlar. Bazen kendilerinde kafalarını kaldıracak gücü bulurlar, en samimi dualar bu zamanlarda edilir. Konuşacak güçleri yoktur fakat içerlerden haykırırlar. Bu haykırışlar kimi zaman gözyaşı olarak açığa çıkar. Kimisi gözyaşlarını saklamaya çalışır, kimisinin ise buna bile gücü yoktur. Koridora hakim olan bütün renkler güzel şeyler anlatır aslında ancak hastanın gözlerini sis kaplamıştır. O bej renkli koridorlar üstlerine üstlerine gelir de gelme diyemezler. Bir zaman sonra koridorun kokusu da hissedilmez çünkü ilk dakika ile hisler koku ile bütünleşmeye başlamıştır, hafızaya çivi gibi çakılırlar. Bu koku bundan sonra size hatıra defterine yazılmış anılar gibi hatırlatacaktır yaşadıklarınızı.

II

Ameliyathane aydınlık ve bir o kadar da soğuktur. Burası dünyanın en çok hayat kurtarılan yeridir fakat kimse burada olmayı tercih etmez. İçeride ciddiyet son derece yüksektir ve işine hakim bir çok doktor ve ekibi tarafından işlemler yürütür. Kimi hasta için 5 dakika süren operasyonlar ekmek kovalamak için yeterliyken kimi hasta için saatler boyu süren ameliyatlar sadece bir başlangıçtır.

Hasta içeridedir ve dünya hakkında herhangi bir fikri yoktur. Dışarıdaki hasta yakınları için zaman donmuşken hasta içinse hayat donmuştur. Bu yüzden dışarıda hasta beklemekten daha kolaydır içeride olmak. Ameliyathane yatağında yatan, yeni doğmuş bir bebekten daha fazla dışa bağımlıdır. Acısını dile getiremez, gözlerini açamaz. Yüzüne takılan maske ile nefes alırken serumlardan besin alır. Kimi zaman kalbi bile çalışmayı unutur, bu sırada doktor hemen şok cihazı ile kalbe dışarıdaki bekleyişi hatırlatmaya çalışır. Şok cihazı aslında bir umut kaynağıdır, hem hastaya hem de yakınlarına. Belki de halihazırda yavaş ilerleyen saatin yoluna konulan bir engel olur. Kimse duymak istemez kötü bir haber, bu yüzdendir ki umut eder.

III

Doktorlar için bir hastadır. Hasta yakınları hastayı canlarından bir parça olarak algılarken doktor için o yardıma ihtiyacı olan bir bireydir. Hasta yakınları daha duygusal yaklaşırken doktorlar için somut düşünceler daha ağır basmaktadır. Bundan dolayı doktorların yüzleri çoğu zaman hasta yakınlarına ifadesiz gelir, bundan dolayı rahatsız da olurlar ki hastanede tatsız doktor-hasta/hasta yakını ilişkilerine rastlanır. Soğuk ameliyat odasında doktorun alnındaki her damla ter verilen emeğin en büyük kanıtıdır. Hastanın hayat mücadelesinde doktorlar verilen savaşın en kritik noktasındadır.

Ameliyat biter, doktor ameliyathaneden çıkar, hasta yakınlarının yanına gelir ve…

SIMILAR ARTICLES

3 2208

0 1240

Yorum Yok

Leave a Reply