Anasayfa Kitap Kitap: Kardeşimin Hikayesi – Zülfü Livaneli

Kitap: Kardeşimin Hikayesi – Zülfü Livaneli

0 191

Kitap tercihlerimi yaparken genellikle tanımadığım yazarlar için kitabın konusuna bakıp alırken, daha önce tanışmış olduğum yazarlar içinse okuduğum kitapları hoşuma gitmişse herhangi bir kitabını daha alıp o yazardan devam ederim.

Zülfü Livaneli ile önce şarkıları ile tanışmış sonra onun edebiyat dünyasına Huzursuzluk adlı kitabıyla girmiş, deyim yerindeyse o kitabıyla mest olmuştum. Sanırım o kitabın galeyanıyla hemen bir kitabını daha almalıyım deyip bu kitabı bir siparişin içerisine sıkıştırmışım.

Bir arkadaşım ile beraber kitabı okuyup üzerine konuşuruz diye bu kitaba başlamaya karar verdim. Kitaba başlamadan önce arka kapağı çoğu zaman okumam -hikayenin gelişimini tahmin etmeye çalışmak hoşuma gidiyor. Kitap başlar başlamaz beni büyük bir sürprizle karşıladı, kitap bir cinayet ile başlayınca açıkçası epey şaşırdım. Huzursuzluk kitabından mı kaynaklanıyor bilmiyorum, Zülfü Livaneli’ni hiç cinayet kurgusu ile bağdaştıramadım. Kitabın ilk kısmında sıkılmadım desem yalan olur, basit ve sıradan bir kitap gibi başladı fakat özellikle kitaba adını veren bölümde merakımı yerinde tutamadım. Kitabın başında gene bir cinayeti mi çözeceğiz düşüncesi okudukça yıkıldı, hatta bir ara cinayeti unuttum, kahramanımızın kardeşinin hikayesine kaptırdım kendimi. Kitap bir yerden sonra beni bırakma dercesine kendisini okutturdu. Sonra bir bakmışım ki kitap bitmiş. Kitabın finali güzeldi, cinayetin çözümlenmesi kısmı bildiğimiz klasik sonlardandı desem sanırım ne demek istediğimi anlarsınız.

Kitabın bazı kısımlarında güzel tespitler vardı, misal ‘’Hani insan her şeyi unutarak yaşayabilirdi fakat her şeyi hatırlayarak yaşayamazdı.’’ cümlesinde olduğu gibi üzerine konuşulacak çok güzel cümleler vardı. Bir insanla yeni tanıştıktan sonra ‘’siz’’ ile başlayan cümlelerin nasıl olup da ‘’sen’’ kelimesine dönüştüğünün sorgulandığı bir kısım da bende önemli bir iz bıraktı. Fazla sayıda tanıdık gelen paragraflara ve cümlelere denk gelsem de bundan çok rahatsız olduğumu söyleyemem.

Kitap kesinlikle beklentimin altında kaldı. Daha kitabın başında evine giren kişi sayısının bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olması ve kapıyı çalan bir gazetecinin bir kapı çalmasıyla günlerce kalacak kadar içeri rahat girebilmesi bende çelişkilere neden oldu.

Kimi sayfalarda aşırı derece rahatsız olduğumu, acaba bıraksam mı dediğim kısımlar oldu. Sanki alttan alttan kültürümüzü deformasyona uğratmaya çalışıyordu. Evde yapılan kahvaltıdan ve akşam yemeklerinden bahsederken sanki kendimi bu ülkede yaşamıyor gibi hissettim. Kitabın bir yerinde evin temizliği ile ilgilenen Hatice hanımın getirdiği yemeği beğenmeyip köpeğe vermesi de bende ufak çaplı bir şok yarattı.

Bu kitap bende bir hayal kırıklığına neden olduysa da keşke yerine başka bir kitap okusaymışım da demedim. Bir başka Zülfü Livaneli kitabında, bu kitapta rahatsız olduğum kısımları da dikkate alarak okuyacağım. Umarım kitabın kahramanından kaynaklı bu tarz tercihlerde bulunmuştur demekle yetinmekten başka elimden bir şey gelmiyor.

SIMILAR ARTICLES

Yorum Yok

Leave a Reply