Anasayfa Blog Artısıyla Eksisiyle İstanbul

Artısıyla Eksisiyle İstanbul

0 1730

İstanbul, görmeyenler için hayallerinde yaşayan mükemmel bir şehir olarak geçiyor. İstanbul’u görmek isteyenler tarafından gözle görülmüş, kulaklarla duyulmuştur şehre olan sevgi. ”İstanbul, hayallerimi süsleyen şehir.” sözlerine birçok kez şahit olunmuştur. Peki gerçekten bu kadar görülesi bir şehir midir?
Istanbul-3
DSC07263

Yüzyıllardır çok önemli bir yere sahip olan İstanbul, gerek coğrafi konumu, gerek tarihi ile birçok zenginliği barındıran bir şehirdir. İmparatorluklara başkentlik etmiş, savaşlarda hedef haline gelmiş dünyanın önemli ticaret bölgelerinden biridir. Hal böyle olunca şehir sürekli canlı olup gerek iş imkanları gerek sahip olduğu avantajlardan dolayı sürekli göç almış ve almaya da devam eder hale gelmiştir.
DSC07221
DSC03273
Şehir son yıllarda aldığı göçlerden dolayı resmen iğne atsak yere düşmeyecek hale gelmeye başladı. 4 katlı binaların yıkılıp yerlerine daha yüksek binalar yapılıp göçle gelen insanlara yer açılmaya çalışılıyor. Boş araziler yok pahasına satılıp yerlerine binalar dikiliyor. İnsanlar yemyeşil arazileri bırakıp İstanbul’un beton yığınları arasında yaşamak için resmen can atıyor.
Istanbul-6
DSC03188
Televizyonlarda, kitaplarda ve dergi gibi iletişim araçlarının devamlı müşterisi olan şehir artık yaşanılmazlıktan şikayet eden insanlarla dolmaya devam ederken yeni göçle gelen insanlar ile reklamı da yapılmaya devam ediliyor.

Yapılan duble duble yolların bile şehri taşıyamadığı, yeryüzü yetmeyip yerin altının hatta denizlerin bile altının bile delik deşik edilip ray ve karayolları ile trafik önlenmeye çalışılıyor. Yer altı ve yer üstünün yoğunluğuyla kalmayıp hava trafiği bile oldukça yoğun olan şehre inmek isteyen uçaklar bile havaalanında yer olmamasından dolayı şehrin üstünde turlar atıyor.
Istanbul-12
Dünyada bulunan 242 ülkenin 173 tanesinden daha çok nufüsa sahip olan İstanbul ayrıca 14 milyon nüfusu ile en yüksek nüfusa sahip 5.şehir. Eğitimden ibadet yerlerine, pazarlardan alışveriş merkezlerine kadar tıklım tıklım olan İstanbul her geçen gün daha da kalabalıklaşmaya devam ediyor.
Istanbul-7
İstanbul’un bu kadar göç almasına neden olan birkaç konuya değinmek istiyorum. Sanırım en başta iş imkanları geliyor. Sanayiler, yüksek tüketimden dolayı gereken işçi ihtiyacı insanları göçe zorlayan unsurlardan başını çekiyor. Bundan sonra şehrin iletişim araçları tarafından yapılan reklamları olsa gerek. Kitap, müzik, edebiyat ve sinema gibi faktörlerle adının dillerden düşmemesi şehri cezbedici hale getiriyor. Merakla şehri gezmeye gelinip yaşanılan -bence sözde lüks hayat insanların hoşuna gidiyor. Her şeye ulaşmanın diğer şehirlere göre kolaylığı da buna eklenebilir. Adım attığın her yerde market, teknoloji mağazaları, eğlence mekanları ile kendini diğer şehirlerden farklı kılıyor. Hafta sonları gezilebilecek tarihi yerler, birbirinden farklı ulaşım araçları ile seyahat etme, vapurdan martılara simit atma gibi eğlenceli imkanları da şehre göçü arttıran nedenlerden.
Peki bu kadar avantaj şehri ne boyutta olumsuz etkiliyor?
En başta müthiş bir para harcama yarışına giriliyor diyebilirim. İnsanların kafasını çevirdiği her yerde bir alışveriş çılgınlığı görmesi bir süre sonra kendisini de bu yarışta bulmasına neden oluyor. Moda adına verilen savaşta bir rüküş hastalığı çıkıyor ortaya. İnsanlar parayla birbirini ezmeye başlıyor, lüks diye fahiş etiketlere sahip ürünlere sahip için yemesinden içmesinden kısan insanlar birbirleriyle savaşıyor.
Istanbul-11
Bir diğer mesele yoğun nüfustan doğan kalabalıklığın getirdiği dezavantajlar. Her ne kadar birçok ulaşım araçları bulunsada şehir bu nüfusu kaldıramıyor. Vapulardan metrolara, otobüslerden metrobüslere kadar insanlar birbirleriyle tek vücut halinde evlerine işlerine ulaşmaya çalışıyor. Ulaşım araçlarında insanlar oturmayı bir yana bırakın ayakta bile gitmeye razı halde kapılardan içeriye girmeye çalışıyorlar. Bu yoğunluğa alışan insanlar artık şikayet etmekten bıktıklarından dolayı edindiği tecrübeleri kullanmaya odaklanmış bir şekilde araçların kapılarının denk geldiği yerlerde durup araca binmek için bekliyorlar. Eee tabi binmekle mesele bitmiyor, sürekli araca binmek için içerde sıkışan insanlar inmek istediği zamanda büyük bir emek sarf etmeleri gerekiyor. Hava boşluklarının bile değerlendirildiği toplu taşıma araçlarında sıkışan insanlar inmek için binbir türlü yol deniyorlar. Kişisel araca sahip olan insanlarda bu olaydan payına düşeni alıyor elbette. Saatlerce çalışmanın verdiği yorgunluğu birde trafikte gıdım gıdım ilerlemekle ikiye üçe katlayan, toplu taşıma araçlarına göre beden yorgunluğunun daha az olmasına karşı trafiğin verdiği stresle kafa yorgunluğu ile bu denge sağlanıyor. Yani toplu taşımada beden olarak çökerken kişisel aracınızla bu yorgunluğu stres ile kazanıyorsunuz. Ayrıca kişisel aracın birde park problemi olduğunu unutmamak gerekiyor.
Istanbul-10
Önemli bir probleme daha geldik. Doğa ile İstanbul resmen birbirinden apayrı iki kavram gibi. Her yüksek yoğunluğa sahip şehir gibi İstanbul’da bu konuda payına düşeni alıyor. Kafanızı çevirdiğiniz her yerin beton olması sizi ilginç bir psikolojiye sokarken toplu taşıma araçları, kişisel araçlar, sanayiler, gemi ve uçaklar şehrin havasını mahvediyor. Birçok filtreleme uygulanmasına rağmen hava temiz kalamıyor. Akşamları yıldız gördüğü zaman şaşıran çocuklara denk gelmek artık sıradan geliyor.
Istanbul-2
Şehir insanla dolu olmasına rağmen insanlar bir yandan da yalnızlıkla savaşıyor. Aynı apartmanlarda yaşayan insanlar bile birbirini tanımıyor. Bir derdi olduğu zaman koca şehirde derdini paylaşacak bir kişi bile bulamıyor insanlar.

Bir diğer mesele her ne kadar diğerlerine göre gözle görülmeyecek kadar küçük olsada beni oldukça rahatsız ediyor. Mutfak alışverişinizi yapabileceğiniz birçok yer olmasına rağmen yüksek kiralardan dolayı 1 liralık elmayı dükkan sahibinin kira gibi giderlerinden dolayı 1.5 TL ye almak oluyor. Bunda suçlanacak bir taraf yok ama yüksek kiralar dükkan sahipleri kadar şehrin yaşayanlarını da etkiliyor.
DSC02387
Bunun gibi daha birçok dezavantaj var aslında. Beni rahatsız eden başlıca dezavantajlar bunlar. Bu dezavantajların insanlar üzerinde etkisi her geçen gün daha hissedilir hale geliyor. Memleketlerinden göçen insanlar ”Emekli olayım gidip memleketime geri yerleşeceğim.” sözleri ile şehirden kurtulmak istiyor. Başta cezbedici şeyler her geçen gün bu dezavantajların yüzünden görünmez hale geliyor.
Istanbul-11
Kısaca fikrimi söylemem gerekirse kesinlikle görülmesi gereken bir şehir olduğunu düşünüyorum. Gerek tarihi mekanları, gerek sahip olduğu diğer zenginlikleri ile bence Türkiye’nin gezmek için en güzel şehri. Şöyle bir 15 gün ayırıp her yerini doya doya gezebilirsiniz. Eğer ki İstanbul’da yaşamak gibi bir fikriniz varsa her geçen gün şehrin olumsuzluklarından dolayı bir gün sizde emekli olup memleketime dönmek istiyorum diyeceğinizden eminim.

Diğer bütün kentler ölümlüdür, ama sanırım İstanbul, insanlar var oldukça yaşayacaktır.
– Petrus Gyllius

SIMILAR ARTICLES

0 335

3 2167