Anasayfa Blog Ne Oldu Bizim Televizyonlarımıza?

Ne Oldu Bizim Televizyonlarımıza?

1 1852

Neler oluyor bizim filmlerimize, dizilerimize? Asırlardır kazandığımız aile anlayışımızı nerelere götürüyor bu yeni dizi adındaki yuva yıkıcılar? Peki bu dizileri biz mi istiyoruz yoksa bize bunları dayatıyorlar mı, ne dersiniz?

İnsan anlayışının değiştiği kaçınılmaz bir gerçek, insanlar ve düşünce yapıları değiştikçe bunun sinemamıza sıçramasını aslında çok görmememiz gerekiyor. Peki bunların bizim değerlerimizi kaybettirmeye hakları var mı işte orası meçhul. Geçen her gün televizyonlarımız daha çok kirlenmeye, bizleri daha çok kirletmeye devam ediyor. Komedi filmi/dizisi adına karşılıklı küfürler insanların hoşuna gidiyor veya aşk fimi/dizisi adına saatler boyunca yataktan çıkmayan iki kişiyi bize seyrettiriyorlar.
Espri anlayışının tamamen bel altına döküldüğü, küfür ve hakaretlerle bizleri güldürmeye çalışan sinema, izleyicisiyle birlikte her geçen gün çoğalmaya devam ediyor, heee söylemeden geçmeyeyim birkaç satır üstteki anlattığım komedi filmleri Türkiye’de gişe rekorları kırıyor.

Geçmişte bize bir bakışta aşkı anlatabilen diziler günümüzde 150 bölümde yatakta anlatmaya çalışıyor. Hal böyle olunca 2 ay önce deliler gibi aşık olan insanlar bugün mahkemelerde sıra bekliyorlar. Aşkın yataklara zincirlenmesi çocukların kafasındaki evlilikte tamamen değişiyor. Bununla birlikte evlilik anlayışı anlamını kaybedip bir evcilik oyununa dönüşüyor, sizlerde bilirsiniz ki her oyundan bir zaman sonra sıkılıyorsunuz. Oyun bitince herkes mahkemelerin yolunu tutuyor.

Sinemamızın bizleri kirletmesinin büyük bir nedeni daha var aslında. Tırnakları ojeli, yüzü gözü boya kovasına batırılmış mankenlerin başlarına yazma örtmesiyle köylü kadını olarak oynatılması ve izleyenlerinde bunları gerçek sanması ne kadar komik değil mi? Peki televizyon izlerken tarihimi de öğreneyim deyipte seyrettiği diziden padişahların cinsel hayatını öğrenendiğni sana insanlara ne demeli? Tarih öğrendiğini sanıpta diziyi izlemeyenleri de kirletmeye çalışan insanlar sokaklara çıkıp ”VI.Sezar günde 12 cariyeyle yatıp kalkıyormuş.” diyebiliyor ve en acısıda insanlarda buna inanıyor.
Bak az kala unutuyordum, birde şu zengin fakir arasındaki uçurumu konu alan diziler var. Hani dizilerde fakirlikten ölen, ellerinde 2000 TL’lik telefonlarla bizleri gözyaşlarına(!) boğan sahneler yok mu, işte bizlere virüsleri böyle enjekte ediyorlar.

Bundan 10 yıl önce televizyonlarda bir öpüşme sahnesi olsa kanal hemen değişirdi büyükler tarafından, şimdi düşünüyorumda herhalde her öpüşme sahnesinde kanal değişecek olsa ancak o dizinin reklamını seyredebiliriz.

Ailecek oturamaz olduk, herkesin saat 8’den sonra dizisi başlıyor. 120 dakikamız karşılığında bizim yaşam tarzımızı istedikleri gibi yönetmeye çalışıyorlar. En acısıda bunu çok rahat başarabiliyorlar.

 

SIMILAR ARTICLES

0 336

1 COMMENT

Leave a Reply